Pazar, Ağustos 29, 2010

leyla gencer

Leyla Gencer from İsmail H. Aksu on Vimeo.

fazıl say...

beşNbirK'da cüneytle bir röportajını izledim. o kadar net açıklamalarla cevaplıyordu soruları, ona gelen eleştirileri... yer yer iltifat yer yer aşağılama sözleri. ve onu eleştirdi cüneyt, sen dedi küfür edip aşağılıyorsun insanları...! ama cüneyt arkadaş konuşma sanatı diye bir şey varsa bu sanatın içinde küfürde aşağılamada bence yer alır. kendi içinde yoğurur insan ve dil söyler. burda bence eksik ya da yanlış yoktur.

geçen süreç içinde gerçek o ki, insanlar anlamıyordu açıklamalarını. sayın say, fazıl say, fazıl arkadaş; çok açık ve net sistemi eleştiriyordu. ve herkes ilk onbirini sahaya sürmüş sürekli bastırıyor sanki fazıl arkadaşı silmek süpürmek istermişcesine sağdan soldan bastırıyorlardı? ve sayın say'da sordu ben eğitim derken nerdelerdi? şimdi iş insanları sürekli arabesk dinlemeye itip onlardan nemalanma konularına gelince mi böyle oldu? nazım hikmet vatan hainliğine hala mı devam ediyor!(aklıma direk bu geldi programı izlerken!)

varın seyreyleyelim alemi derim. eleştiren arkadaşlar şimdi size güzel bir link veriyorum oturup bir inceleyiverin bir zahmet. bu link sayın fazıl say'ın takvimini gösteriyor. fazıl say'ın takvimi
vatanı sevenlere, onlara göre vatanı sevmediğini düşünedüklerini de bu vatandan kovmak isteyenlere direk girsin...!
neyse ağzı olan konuşur mu bilinmez ama ben sayın say'ın düşüncelerini %1500 destekliyorum ve sonsuz teşekkürü borç biliyorum... saygılar sayın say...
varıp seyreyleyim sayın say'ı

Çarşamba, Ağustos 25, 2010

...

Dün sabaha karşı kendimle konuştum,
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum,
Yokuşun başinda bir düşman vardı,
Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum...

şakir abi tarafını seç...


Beynin yapısı ve fonksiyonlarını öğrenmek üzere son yıllarda yoğun araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalar ve deneyler, beynin iki tarafının farklı düşünme davranışlarından sorumlu olduğunu, iki farklı düşünme tarzını kontrol ettiğini göstermiştir.
Sonuçlar; her birimizin, birini diğerine tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Bir tarafı baskın kullanma eğilimi olan kişilerin diğer taraf fonksiyonlarında yetersiz olabildikleri bilinmektedir.
Şakir Abi, yukarıdaki görsele bakıp, sol beyin ve sağ beyin loblarının düşünce tarzları arasındaki tarafını seçebilirsin.

Pazar, Ağustos 22, 2010

adi, şerefsiz, aşşalık insanlar...! aq hepinizin...

bu adam kirli çamaşırcı....



WikiLeaks internet sitesinin kurucusu Julian Assange...
bu site abd'nin ağzına sıçtı. afganistan hareketinde yapılan tüm insanlık dışı faaliyetlerin belgerini yayınladılar. ve halen ellerinde 15000 belge mevcutmuş. bugünlerde Julian arkadaş için tecavüz suçlaması vardı ama asılsız çıktı. bakalım başına daha neler gelir. ne diyelim böyle arkadaşlara fazlasıyla ihtiyacımız var.
şakir abi Julian ve wikileaks ekibine hediye paketi gönderelim. abi içine üçgen lokumda koyalım... wikileaks ekibine saygılar...

http://www.wikileaks.org/wiki/Wikileaks/tr

Cumartesi, Ağustos 21, 2010

haydi kızlar kocaya, okuyup nolcak!

ÇYDD Genel Başkan Prof. Dr. Aysel Çelikel, ÇYDD bursu ile liseyi bitiren ve 2010 Üniversite Yerleştirme Sınavına giren kız öğrencilerinden 1543'ünün fakülte ve yüksekokullara kayıt yaptırmaya hak kazandığını açıkladı.

Prof. Dr. Çelikel’in verdiği bilgiye göre, ÇYDD’nin burs verdiği kızlar çoğunlukla şu üniversiteleri tercih etti: ODTÜ, Boğaziçi , İTÜ, Marmara Üniversitesi, Hacettepe, Yüzüncü Yıl üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Konya Selçuk Üniversitesi , İstanbul Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi , İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi , Diyarbakır Dicle Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi , Eskişehir Anadolu Üniversitesi ve Adnan Menderes Üniversitesi

2010 / 2011 öğrenim yılında üniversiteye başlayacak kız öğrencilerin fakülte ve yüksek okul dağılımı şöyle:
Açıköğretim Fakültesi (10), Eğitim Fakültesi (254), Ziraat Fakültesi (19), Fen-Edebiyat Fakültesi (203), Mühendislik-Mimarlık Fakültesi (71), Teknik Eğitim Yüksekokulu (17), Veterinerlik Fakültesi (6), İktisat Fakültesi (111), Tıp Fakültesi (17), İletişim Fakültesi (6), Hemşirelik Yüksekokulu (53), Sağlık Bilimleri Yükseokulu (117), Hukuk Fakültesi (13), Eczacılık Fakültesi (4), Diş Hekimliği Fakültesi (1) ve Çeşitli Meslek Yüksekokulları (641)

Alıntı: radikal

şimdi bu kızlar evlerinde otursaydı, en az 3 çocuk doğursalardı. hükümetin kadın kollarında ev ev dolaşıp, dağıtılan odun kömürleri alıp, makarnalarını pişirselerdi...
türkan hoca sabahın köründe evinden emniyete tıkılmazdı. son günlerini huzur içinde yaşardı. sen çok yaşa sevgili ülkem... sevgili demokratikleşen ülkem... evet ülkem... sevgili devletim şakir abi ve ben sana amadeyiz... bu arada kanald tv'de türkan diye bir dizi başalayacakmış izlemeyin, izleyenleri fişlenip makarna kömür yardımından esirgeneceklermiş.

En Rahatsız Edici 10 Film

İngiliz The Sun gazetesi, gelmiş geçmiş en rahatsız edici on filminden oluşan bir liste yayınladı. Anket sonucu oluşturulan listenin birincisi, ilk gösteriminin üzerinden 37 yıl geçmiş olmasına rağmen korku filmlerinin şahı Exorcist oldu. Listenin en yenisi ise Lars von Trier'in 2009 yapımı Antichrist adlı filmi oldu.

1-The Exorcist (William Friedkin) (Şeytan) (1973)
2-A Clockwork Orange (Stanley Kubrick) (Otomatik Portakal) (1971)
3-Saw (Testere) (James Wan) (2004)
4-The Texas Chainsaw Massacre (Teksas Katliamı) (Tobe Hooper ve Kim Henkel) (1974)
5-Requiem For A Dream (Bir Rüya İçin Ağıt) (Darren Aronofsky) (2000)
6-Irreversible (Dönüş Yok) (Gaspar Noé) (2002)
7-Se7en (David Fincher) (1995)
8-Event Horizon (Ufuk Faciası) (Paul W. S. Anderson) (1997)
9-The Blair Witch Project (Blair Cadısı) (1999)
10-Antichrist (Deccal) Lars von Trier (2009)

bence içlerinde Otomatik Portakal en rahatsızı:)))
Kaynak: Milliyet

Pazar, Ağustos 15, 2010

working class hero

john lennon hayatımızın tam ve net özetini eşşiz tadıyla vermiş beynimize, elimize, dilimize kulağımıza, dalağımıza, karaçigerimize...



"Seni din ile, sex ile ve TV ile uyuştururlar
Ve sen de çok zeki, sınıflandırılmamış ve özgür hissedersin kendini
Ama benim gözümde halâ koduğumun bir kölesinden öte değilsin."

hikaye bileşik zamanın rivayeti...

insandan olan insan şöyle durup beyninin ne kadar olduğunu düşünmeli... beyin işleme makinaları üretmeli artık bilim insanları. ben artık sıkıldım aq. beyinsizlerle dolu dünyada yaşamaktan.
şakir abi beni bir adaya götür yanıma hiçbir şey almak istemiyorum... sıkıldım artık bu insansız insanlardan. en yakınındakiler yoksun gibi davranırsa geride kalan hayat zaten hikaye bileşik zamanın rivayetidir...

Perşembe, Ağustos 12, 2010

havada bir top bulut olsam heslere su doldursam...

r.t.e. geçen günlerde bir açıklama yaptı: çevreci tipler hesler suyu içip bitirmiyorlar diye... sevgili recep beyzadem. bak arkadaşım sen dereleri 49 yıllığına satarsan şirketlere; adamlar derelerin %90 suyunu tutar, %10 insandan olma insan, ağaçlar, böcekler canlansın diye bırakırsa... varın seyreyleyelim vadilerimizin halini. ama sevgili başbakanımız, "lan çevreciler bu ülkeden defolun gidin bende rahat edeyim." diyor... en büyük çevreci benim diyor...
sevgili dostum şakir abi; ben halkın sevgilisinin(!) sevdiği çevreyi, doğayı sevmiyorum! onun çevresi, çehresine benziyor be abicim...sevgiler saygılar, işte budur halimiz...

hepimiz yani hiçbirimiz...

"İnsan bazen özgür, bazen köle olamaz; insan, her zaman ya tam özgürdür, ya da değildir." der J. P. Satre... ne güzel demiş! anakarada bizim çocuklar hepimiz yani hiçbirimiz özgür olamadık... peki bu varlık mı hiçlik mi? hiç olmamak mı hiç olamamak mı?
ruhi su da bir türküde der ki:
"ne varlığa sevinirim
ne yokluğuna erinirim..."
bizim çocuklar yani hepimiz yine hiçbirimiz sessiz kalıyoruz. bize sihirli değnek lazım vursunlar boynuzlarımıza özgürleşelim hepimiz yani hiçbirimiz...
"yerler öküz üstündedir" der yoluma özgür olamamanın sevindisiyle devam ederim...
bizim ulaş der ki: "bir gün mutlaka!"

gelmekte olan devrim halka yavaş yavaş sevdiriliyordu...

Salı, Ağustos 10, 2010

Pazar, Ağustos 08, 2010

üç elmadan biri...

mutlu yıllar canım bebeğim...
gün gelirmiş insandan olma insanların her şeyi aynı kalmazmış...
yer değiştiren eşyaların altından çıkan tozlar gibi olurmuş bazen hayat... yeri süpürsen dahi o tozlu bölgede kalıntılar kalırmış.
kalsınmış... bu hayatmış... nerde dengeymiş... hangi dengeymiş...?

şakir abi, apocalyptica yeni albüm yapmışmış...

Pazartesi, Ağustos 02, 2010

Likya Yolu




bu yolu bir gün yürüyeceğim...

Chuck Palahniuk


Chuck Palahniuk 21 Şubat 1962'de Washington'da doğdu. Asıl adı Charles Michael Palahniuk'tur.
Otuzlu yaşlarına kadar herhangi bir edebi metin yazmayan, sanıldığını tam aksine, ilk romanı olan Invisible Monsters (Görünmez Canavarlar) dır. Bu romanı yayıncılar tarafından içeriği nedeniyle kabul görmemiştir ancak Palahniuk yayıncılara olan bu öfkesi nedeniyle içeriği çok daha "yok edici" olan Dövüş Kulübü'nü yazmıştır ve bu romanı yayıncılar tarafından zevkle kitaplaştırılmıştır.
Palahniuk üniversite yıllarından sonra üç yıl boyunca Freightliner adlı bir şirkette montaj hattında, ardından tamirci olarak çalıştı. İlk yazdığı metinler taşıt modifikasyon prosedürleri ve kamyonların onarımı üzerinedir.
Dövüş Kulübü'nün ortaya çıkmasında büyük etkisi bulunan bir olayıda bu yıllarda yaşar. Arkadaşlarıyla birlikte tatildedir. Bitişikteki kamp yerinde müzik rahatsız edici derecede açılır ve bu nedenle başlayan tartışma yerini kavgaya bırakır. Bu olayda yaralanan Chuck tatil'den döndüğünde iş yerinde kimse tarafından ilgi görmez çünkü kimse korkunç derecedeki yüzü hakkında bir şey sormaya, yorum yapmaya cesaret edemez. Bunun üzerine Chuck, eğer insanın yeterince kötü görünürse dilediği gibi hareket edebileceğini keşfeder. Bu olayın ardından devam ettiği bir edebiyat grubu bünyesinde yaptıkları çeşitli gösteri ve eylemler "Kargaşa Projesi"ni esinler. Kısa bir süre sonra aynı isimle bir kısa öykü yayımlar ve bu öykü,üç ay içinde Fight Club (Dövüş Kulübü) romanına dönüşür.

Romanlarındaki tavır isyan gibi görünse de, aslında varoluşumuza özlem duymamıza neden olur. Yarattığımız değer yargıları, para, şöhret, saygınlık, güzellik, tanrı gibi tüm önemli şeylerin anlamsız yalanlar olduğunu söyler.

KİTAPLARI:
* Dövüş Kulübü (Fight Club)
* Gösteri Peygamberi (Survivor)
* Görünmez Canavarlar (Invisible Monsters)
* Tıkanma (Choke)
* Ninni (Lullaby)
* Kaçaklar ve Mülteciler (Fugitives & Refugees)
* Günce (Diary)
* Tekinsiz (Haunted)
* Stranger Than Fiction
* Rant
* Snuff
* Pygmy

http://chuckpalahniuk.net

sekiz soru işareti

insan bir yere mi gider?
insan birisinin yanına mı gider?
gittiği yerde ne arar?
gittiği yerden ne alır, kendine ne katar?
insan gerçekten gitmeli midir?
gittiği yerden geride kalanlar için neden dönmelidir?
insan için gitmek mi geri dönmek mi iyidir?
ya kaybolursa gideceği yere giderken?

deneye hayır!

deneye hayır!